Home » Tahayyül Gücünü Yeniden Düşünmek by Gillian Robinson
Tahayyül Gücünü Yeniden Düşünmek Gillian Robinson

Tahayyül Gücünü Yeniden Düşünmek

Gillian Robinson

Published 1999
ISBN :
Paperback
281 pages
Enter the sum

 About the Book 

Günümüz düşünce dünyasını biçimlendiren modern ve postmodern, bilim ve ütopya, ilerleme ve kıyamet, akıl ve tahayyül gücü gibi, genellikle gerilimli bir tarzda birbirine gönderme yapan kavram ve düşünce kümleri dışlayıcı ve kıyaslanamaz ikiliklerMoreGünümüz düşünce dünyasını biçimlendiren modern ve postmodern, bilim ve ütopya, ilerleme ve kıyamet, akıl ve tahayyül gücü gibi, genellikle gerilimli bir tarzda birbirine gönderme yapan kavram ve düşünce kümleri dışlayıcı ve kıyaslanamaz ikilikler midir, yoksa birbirini besleyen diyalektik çiftler mi? Yoksa daha öte bir manaları mı var?Cevap vermek zordur. Üstelik hepsinin doğum tarihleri, dirençleri, yaygınlık dereceleri de bir değil. Akıl ve tahayyül gücü tartışması Antik Yunana (özellikle Aristoya) kadar götürebilir, ama düşünce dünyasının temel motiflerinden biri olmak için Aydınlanmayı ve Kantı bekleyecektir. İlerleme Aydınlanmanın çocuğudur ama kıyamet, tarih verilemeyecek kadar eski dinsel kozmolojilere aittir- sonrakiler için model teşkil edebilecek bir kıyametçi tahayyül ise Öilata, Patmoslu Yuhannaya kadar götürülebilir. O tuhaf isminin de işaret ettiği gibi dört-beş yüzyıllık bir ömür biçilebilir. Vesaire.Bu karmaşada görece tereddütsüz bir şekilde öne sürülebilecek oldu, tüm bu gerilimli çiftlerin Aydınlanma ve romantizm arasındaki tartışmada taze bir soluk bulduğu ve günümüz dünyasını biçimlendirecek bir mecraya kavuştuğudur.Burada Aydınlanma aklın, romantizm tahayyül gücünün militanlığını üstlenmiş gibidir. Elinizdeki kitaba esin kaynağı oluşturan tahayyül gücünü yeniden düşünmek ihtiyacı, bu çerçevede zuhur eder.Modernlik kendini tanımak, anlamak, aşmak istiyorsa, akıl ve tahayyül gücü ile hesabını kapatmak durumundadır. Ama bundan da önce, bu hesabı kapatmak ne demektir? Mevcudun, reelin adını koymak mı -ki burada bile ihtiyaflı, taban tabana zıt yorumlar var-, aklı tahttan indirip yerine tahayyül gücünü geçirmek mi, her ikisine sınırları netleşmiş ayrı hükümranlık sahaları vermek mi, ya da ne? Dahası, kaderin cilvesi bu ya, ilk etapta çözümleme mi esas alınacak, tahayyül mü?Peki, ne tür bir modernlik yaşadığı epeyce tartışmalı olan, akla her zaman Devlet, tahayyül gücüne ise olsa olsa bir Devlet Sanatçısı olarak davranmış bir kültür toplumu ölçeğinde bu ne ölçüde başarılabilir?Elinizdeki kitap farklı teorik katmanlarda böyle bir hesaplaşmaya yer açmak için derlenmiş.Adından da anlaşılacağı gibi nehrin öte yakasında, tahayyül gücü yakasında oturanlara söz veriyor.